Masumiyet Müzesi: Aşk Nedir Sorusu üzerine

Masumiyet Müzesi: Aşk Nedir Sorusu üzerine

Masumiyet Müzesi: Aşk Nedir Sorusu üzerine 1440 2560 Yağmur VARDAR

Masumiyet Müzesi: Aşk Nedir Sorusu üzerine

Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi eseri, yakın zamandaki dizi uyarlamasıyla birlikte pek çok okur ve izleyicide şu soruyu uyandırdı: Kemal’in yaşadığı şey aşk mıydı, yoksa takıntı mıydı? (1, 2) Bu soru ilk bakışta anlamaya yönelik bir girişim gibi görünse de aslında aşkı tek bir normatif çerçeveye yerleştirme riskini taşır. Aşkın dengeli, ölçülü, rasyonel ve yaşamın diğer alanlarıyla uyumlu olması gerektiği varsayımı, modern psikolojik düşüncenin örtük beklentilerinden biridir. Oysa insan deneyiminde pek çok varyasyon bulunur.
“Bu aşk mıydı?” sorusuna cevap bulmak için öncelikle “Aşk nedir?” sorusuna eğilebiliriz. Fakat aşkın ne olduğuna dair literatürde tek ve uzlaşılmış bir tanım bulunmaz. Erich Fromm aşkı edilgen bir duygu değil, emek ve sorumluluk içeren etkin bir ilgi olarak tanımlar (3). Robert Sternberg yakınlık, tutku ve bağlılık bileşenlerinden oluşan üçlü modelle aşkın farklı kombinasyonlarını tarif eder (4). John Bowlby romantik ilişkileri erken bağlanma örüntüleriyle ilişkilendirerek aşkı güvenlik arayışı çerçevesinde ele alır (5). Buna ek olarak Helen Fisher aşkı nörobiyolojik bir motivasyon sistemi olarak ele alır ve romantik aşkın yoğun odaklanma, enerji artışı ve takıntısal düşünce örüntüleriyle birlikte seyredebileceğini belirtir (6). Bilim insanları ve filozofların yanı sıra, gündelik hayatta insanlar aşkı çok farklı biçimlerde anlamlandırır. Kimine göre aşk karşılıklıdır; ancak iki taraf da aynı yoğunlukta hissediyorsa “gerçek”tir. Kimine göre ise aşk özünde bireysel bir deneyimdir; karşılık bulmasa da yaşanan duygu kendi başına anlam taşır. Bazıları aşkı inişli çıkışlı, çatışma ve tutku içeren bir süreç olarak görür; bazıları için ise aşk daha sakin, güvenli ve zamana yayılan derin bir bağlılıktır. Kimi insanlar aşkı vazgeçmemekle, kimi unutabilmekle, kimi de bir başkasının hayatına eşlik edebilmekle tanımlar. Bu çeşitlilik, aşkın tek bir ölçüte indirgenemeyeceğini; kültür, kişilik ve yaşam öyküsüyle birlikte şekillenen öznel bir deneyim olduğunu gösterir.
Bu konuyu incelerken pek çok kez sözü geçen ‘kaygılı bağlanma’, ‘terk edilme şeması’, ‘nesne sürekliliği bulunmaması’, ‘bağımlılık’ ya da ‘obsesif örüntüler’ gibi kavramlar elbette vardır ve klinik bağlamda anlamlıdır. Kemal’in deneyimine bu kavramlarla bakmak mümkündür; hatta bazı yönleri bu çerçevelerle açıklanabilir. Fakat açıklanabilir olması, deneyimin bütünüyle bu kavramlara indirgenebileceği anlamına gelmez. Bu açıklamaları yaparken aceleyle etiketleme yapmak ve bu duyguları patolojize etmekten kaçınmalıyız. Bu hem roman kahramanı Kemal’in, hem de terapist gözüyle baktığımda, danışanlarımızın öznel deneyimlerini eksiltme riski taşır.
Kemal’i ya romantize etmek ya da bütünüyle patolojize etmek indirgemeci olur. Onu “hasta” ilan etmek de, trajik bir aşk kahramanı olarak yüceltmek de durumu tek yönlü ele aldığımızı gösterir. Yaşadığı deneyimin insani tarafını kabul ederek aynı zamanda kendisine verdiği sıkıntı düzeyiyle birlikte yorumlarsak daha bütünlüklü bir tabloya ulaşırız. “Aslında Füsun’u değil, kendi hissettiği duyguyu seviyordu” biçimindeki yorumlar da benzer bir indirgemeye işaret eder. Birini sevmek, o kişiyle yaşanan duygusal deneyimi de sevmeyi içerebilir; bu iki boyutu keskin biçimde ayırmak çoğu zaman kuramsal bir soyutlamadır.
Her aşk sağlıklı değildir. Bazen kişi için yıpratıcı olabilir, işlevselliği azaltabilir ve hayatın diğer alanlarını gölgede bırakabilir. Güvenli bağlanma örüntüsüne uymayabilir; kaygılı ya da düzensiz özellikler gösterebilir. Bu tür dinamikler uzun vadede kişinin ruhsal bütünlüğünü zorlayabilir ve profesyonel destek gerektirebilir.
Bununla birlikte, bir ilişkinin klinik açıdan sorunlu özellikler taşıması, kişinin yaşadığı duygunun öznel gerçekliğini ortadan kaldırmaz. Bir deneyimin “aşk” olarak adlandırılması ile onun sağlıklı, sürdürülebilir ya da besleyici olması aynı şey değildir. Kemal’in yaşadığı duyguda kaygılı bağlanma dinamikleri, terk edilme hassasiyeti ya da obsesif özellikler görmek mümkündür; ancak bu özellikler, duygunun yoğunluğunu açıklayabilirken, onu otomatik olarak ideal ya da meşru kılmaz.
Kayıp yaşayan birçok insan, fotoğraflar, mesajlar, giysiler ya da küçük gündelik objeler aracılığıyla teselli bulur ve bir nevi kaybedilen kişilerle bağını sürdürür. Bu nesneler yalnızca hatıra değil, kaybedilen kişiyle kurulan bağın somut temsilleridir. Yas literatüründe bağın içsel olarak sürdürülmesi, yasın doğal bir parçası olarak kabul edilir (7, 8). Bu nedenle nesnelere tutunmak başlı başına patolojik değildir; çoğu zaman geçiş sürecinde bir adaptasyon ve duygu düzenleme işlevi görür. Kemal’in yaptığı şeyin radikal tarafı, bu geçiş sürecini sonlandırmaması ve nesneler üzerinden kurduğu bağı kalıcılaştırmasıdır. Bu durum birçok insanın daha sınırlı sürelerde deneyimlediği bir şeyin uç noktasına benziyor diyebiliriz. Çoğumuz bir noktada geri çekilmeyi, yeni bağlar kurmayı ya da acıyla aramıza mesafe koymayı seçeriz. Bunu hem ayrılık hem de kayıp için yaparız. Kemal ise mesafe koymak yerine o acıya yani Füsun’la olan tek bağa tutunduğu bir yapı inşa eder, hayatını tamamen o bağı muhafaza etmeye adar, tarihe karışmasına engel olmaya çalışır. Müzeler de zaten tam olarak böyle şeylerdir. Bu tercih, onun hayatında ciddi işlevsel kayıplara yol açar; sosyal, mesleki ve duygusal alanlarda önemli daralmalara neden olur. Bununla birlikte Kemal, bu sürece önemli anlamlar atfeder. Bu iki durumu birlikte görmek gerekir. Romanın ilk cümlesi çok meşhur olsa da son cümlesi bu açıdan çarpıcıdır: “Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.” Bu ifade, dışarıdan bakıldığında kayıp ve işlev bozukluğu olarak görülebilecek bir yaşamın, öznel deneyimde farklı bir anlam taşıyabileceğini hatırlatır. Mutluluk burada klasik anlamda huzurlu ve dengeli bir yaşamı değil; kişinin kendi seçtiği bağa sadık kalmış olmasını ima eder. Kemal artık acı duymamayı yani bir nevi ‘iyileşmeyi’ değil, hatırlamayı seçmiştir. Bu seçim onu zor bir hayatla karşı karşıya bıraksa da bunu göze alarak yaşamını sürdürür. Kişinin öznel mutluluk beyanı ile psikolojik iyilik hali her zaman örtüşmeyebilir, ama buradan onun pişman olmadığını çıkarabiliriz.

Sonuç olarak aşk, tanımı gereği kimine göre bir bağlılık, kimine göre bir emek, kimine göre bir büyülenme hali, kimine göre ise zaten başlı başına bir takıntıdır. Aşkı bütünüyle steril, dengeli ve zararsız bir duygu olarak görmek de onu yalnızca patolojiye indirgemek de eksik bırakır. Kemal’in deneyimi, aşkın bu geniş ve çelişkili alanında bir yerde durur.

  1. Pamuk, O. (2008). Masumiyet Müzesi. İletişim Yayınları.
  2.  Masumiyet Müzesi. (2023). Ay Yapım. Netflix.
  3. Fromm, E. (2015). Sevme sanatı (Y. Salman & N. İçten, Çev.). Payel Yayınevi. (Orijinal eser 1956 yılında yayımlanmıştır)
  4. Sternberg, R. J. (1986). A triangular theory of love. Psychological Review, 93(2), 119–135. https://doi.org/10.1037/0033-295X.93.2.119
  5. Bowlby, J. (2014). Bağlanma (T. V. Soylu, Çev.). Pinhan Yayıncılık. (Orijinal eser 1969 yılında yayımlanmıştır)
  6. Fisher, H. (2016). Neden âşık oluruz? Aşkın doğası ve kimyası (Z. A. Tozar, Çev.). Alfa Yayınları. (Orijinal eser 2004 yılında yayımlanmıştır)
  7. Klass, D., Silverman, P. R., & Nickman, S. L. (1996). Continuing bonds: New understandings of grief. Taylor & Francis.
  8. Klass, D. (2006). Continuing conversation about continuing bonds. Death Studies, 30(9), 843–858. https://doi.org/10.1080/07481180600886959

Gizlilik Ayarları

Web sitemizi ziyaret ettiğinizde, tarayıcınız üzerinden belirli hizmetlerden, genellikle çerez şeklinde bilgi depolayabilir. Burada Gizlilik tercihlerinizi değiştirebilirsiniz. Bazı çerez türlerini engellemenin web sitemizdeki ve sunduğumuz hizmetlerdeki deneyiminizi etkileyebileceğini belirtmek gerekir.

Google Analytics etkin, devre dışı bırakmak için tıklayın.
Google yazı tipleri etkin, devre dışı bırakmak için tıklayın.
Google haritalar etkin, devre dışı bırakmak için tıklayın.
Video yerleştirme kodları etkin, devre dışı bırakmak için tıklayın.
Gizlilik Politikası
Çerez Kullanımı; Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Tarayıcınızdan Cookie ayarlarınızı değiştirmediğiniz sürece bu Site'de çerez kullanımını kabul ettiğinizi varsayacağız. Çerez, ziyaret ettiğiniz internet siteleri tarafından tarayıcılar aracılığıyla cihazınıza veya ağ sunucusuna depolanan küçük metin dosyalarıdır. Sağ taraftaki buton ile gizlilik ayarlarını değiştirebilirsiniz. Ancak bu ayarlardan sonra sitemizi düzgün görüntülemeyeceğinizi belirtmek isteriz.
error: Bu sitede yer alan içerikler korunmaktadır !!